KAYNAK Dergisi - Kurumları ve İnsan Kaynakları Alanını Besleyen KAYNAK.

BALTAŞ BİLGİEVİ YAYINIDIR

Ana Sayfa  | Son Sayı  | Arama  | Künye  | İletişim  | Yasal Uyarı

KAYNAK Sayı 23


  Çatışma Yönetimi

KAYNAK Dergisi Sayı:23

Dönem / Yıl:
TEMMUZ-EYLÜL 2005

İÇİNDEKİLER

İş Çatışması Yüceltir

Çatışma Yönetimi Sayısını Hazırlarken

Önlemek, Çözmek ve Yönetmek

Çatışmanın Çalkantılı Sularında

Doğuştan Çatışma Yönetim Uzmanı

Öfke Baldan Tatlı

Rakip miyiz, Ortak mı?

Çatışma Yönetiminin Püf Noktaları

Kültürler Arası İş Ortamlarında Çatışma Nedenleri

Yönetici-Ast Çatışmalarında Doğru Tutumlar

Yatay İlişkilerde Çatışmayı Yönetmek

Yapıcı Çatışma

İşyerinde Arabuluculuğun Temel İlkeleri

İşyerinde Çatışma: Bir Araştırmadan Zihin Açıcı Bulgular

Tüm Sayılar

 

Dergi Seçimi

Tüm Sayıları Göster

En Çok Okunan Makaleler

1 Farklı Kültürlerde Görgü Kuralları
2 Düzenli İş Hayatı İçin Protokol Kuralları
3 İş Yaşamında Dış Görünüş ve Temsilin Önemi
4 İletişim ve Benlik Kavramı
5 Toplantı Görgü Kuralları
6 İş Çatışması Yüceltir
7 Ik’nın Görgü Kuralları Kazanılmasındaki Rolü
8 İş Yemeği ve Yemek Yeme Görgü Kuralları
9 Hayvanlar Aleminde Ekip Çalışması
10 “EKİPMETRE”yle Ekip Geliştirme
Çatışmanın Çalkantılı Sularında 

Makale Prof. Dr. Zuhal Baltaş

Bilmem, olaya hiç bu açıdan baktınız mı? Verdiğimiz her karar, yaptığımız her seçim olası bir uyuşmazlığa ya da çatışmaya ortam hazırlar. Çünkü her karar ya da seçim, bir seçenekten yana tavır almak, diğer seçenekleri ise elemek, dışarda bırakmaktır. Bu diğer seçenekler başka kişiler olabilir, başka kişilerin duyguları, düşünceleri, değerleri, önerileri olabilir. O halde yaptığımız her seçimle birileriyle karşıt duruma düşüyor, onlardan farklılaşıyoruz. Belki de onları fark etmeden incitiyor, ya da çıkarlarına zarar veriyoruz.

Seçim yapma olanağı varsa uyuşmazlık zemini de var demektir. Hiç kuşkusuz, farklılıklar daha etkili, daha yaratıcı ve daha renkli çözümlere ve etkileşimlere yol açabilirler. Gelin görün ki, farklılıkları her zaman fırsata çevirmek o kadar da kolay değildir. Çünkü insanlar başkalarının sözlerine ve davranışlarına farklı duyarlılıklar sergiler. Davranışlarımızın başkalarında yarattığı etkilerin farkında olmak iyidir de, başkalarının davranışlarının bizdeki etkilerini denetlemek hiç de kolay değildir.

Bir kez uyuşmazlık başgösterdi mi, insanlar birbirlerini duymadan dinlemeye başlar. Bunu iki taraf da fark ettiği için, her ikisi de derdini dışarıdan birilerine anlatmaya bayılırlar. Anlaşılmayacaklarından o kadar emindirler ki, çatışmanın asıl öznesi olan kişiden köşebucak kaçar, onunla doğrudan yüzleşmek istemezler. İtiraf etmekten hoşlanmasak da özsaygımız çok kırılgandır. Çatışmayı çözümleyememek özsaygımıza karşı bir tehdittir. Çareyi taraftar toplamakta, bizim gibi düşünen birini bulup içimizi dökmekte bulur, özsaygımızı kurtarmaya çalışırız. Oysa çatışmayı yapıcı bir biçimde çözümlemenin yolunu bulmak herhalde özsaygımıza daha iyi gelir.

Çatışma Nedenleri ve Tepkiler

Var olmak ve varlığı sürdürmek için yürütülen eylemler, temel ihtiyaçların karşılanmasından farklı fantezilerin tatminine kadar geniş bir yelpazede yer alır. İhtiyaç ve isteklerin içsel ve çevresel çatışma doğurmasını besleyen üç alan vardır: Kaynakların sınırlılığı, ihtiyaçların engellenmesi, inanç farklılıkları. Özel yaşamda olduğu gibi iş yaşamında da, bu üç faktör çatışmanın tetikleyicisidir:

1. Sınırlı Kaynaklar: Zaman, para, donanım, altyapı eksikliği.

2. Engellenen ihtiyaçlar: Çatışma riski taşıyan aidiyet duygusu, güç ihtiyacı, özgürlük arayışı, keyif düşkünlüğü.

3. İnanç Farklılıkları: Belki de tanımı en zor yapılabilen değişkenler olan değerler, öncelikler ve prensipler.

Çoğu kişi bir anlaşmazlığın her iki tarafında kabul edebileceği bir çözümü olmadığını düşünür. Karşılıklı oturup anlaşmazlığı konuşmak aslında ilişkiyi güçlendiren ve verimliliği artıran bir çok fırsat yaratabilir. Ama sorunları konuşmak tabii ki kolay değildir. Yüzleşmek; küçük düşürücü olabilir, hatalarımızı kabullenmeyi gerektirebilir ve değişmeye hazır olmak anlamına gelebilir.

Bireylerin çatışmaya verdikleri tepkiler sonucunda ya çatışmaya çözüm aranır ya da çatışma sürer gider. Aşağıdaki tepkilerden ilk ikisi çatışmanın sürmesine, üçüncüsü ise çözüme imkanı verir;

  • Yumuşak tutum: Geri çekilme, inkar etme, yok sayma, görmezden gelme.
  • Sert tutum: Tehdit, ceza, çekişme, ağız dalaşı.
  • Teknik kullanmak: Dinleme, anlama, saygı, yeni çözümler.

İç Düşman

Çatışmanın bir seçim yapmakla başladığını söylemiştik. Gerçekten de bir zorlanmayla karşı karşıya geldiğimizde, olası seçenekleri gözden geçiririz ve elimizdeki en iyi seçenekte karar kılarız. İşimize gelmeyen seçenekleri eleriz. Bazı kararlar titiz inceleme gerektirirse de, bazı sorunları da neredeyse içgüdüsel olarak çözeriz. Bir kez karar verdik mi, o karardan iyisi yoktur ve o artık bizim tezimiz olur; sonuna kadar aslanlar gibi savunuruz. Tabii bu tezin içinde ihtiyaçlarımız, kaygılarımız ve korkularımız vardır. Savunduğumuz tez başkalarınınkinden farklıysa, yanlış anlamalar ve karşı çıkmalar başlar. Birkaç cephede birden dövüşmek gerekir:

  • İlk düşman, kendi bakış açımızı anlatma ihtiyacıdır. Sanki karşımızdaki bizim bakış açımızı anlarsa, bizimle aynı sonuca varacakmış gibi.
  • İkinci düşman, çoğumuzun berbat birer dinleyici olmamızdır. Dinlemek özünde karşı tarafın bakış açısını anlama çabasıdır. Oysa çoğu zaman yanlış anlamalar, karşıdaki konuşurken ne cevap vereceğini düşünmekten kaynaklanır
  • Üçüncü düşmansa, korkudur. Sözünü geçirememe korkusu. Değer verdiğimiz bir şeyi kaybetme korkusu. Aptal görünme ve mahcup olma korkusu. Hatalı çıkma korkusu.
  • Dördüncü düşmana gelince, biri kazanırsa birimizin de kaybedeceği, farklılıkların mutlaka rekabet içinde çözümlenebileceği yanılgısıdır.

İçimizdeki bu düşmanları alt etmedikçe, çatışmaları çözümlemek gerçekten zor bir mücadeledir.


 

Ana Sayfa  | Son Sayı  | Arama  | Künye  | İletişim  | Yasal Uyarı

© Tüm hakları www.Baltas-Baltas.com'a aittir.