KAYNAK Dergisi - Kurumları ve İnsan Kaynakları Alanını Besleyen KAYNAK.

BALTAŞ BİLGİEVİ YAYINIDIR

Ana Sayfa  | Son Sayı  | Arama  | Künye  | İletişim  | Yasal Uyarı

KAYNAK Sayı 80


  Geri Bildirim

KAYNAK Dergisi Sayı:80

Dönem / Yıl:
EKİM-ARALIK 2019

İÇİNDEKİLER

Geri Bildirim Almak ve Vermek

Geri Bildirim sayısını hazırlarken

Sokrates Döneminde Bir Robot

Etkili Geri Bildirimin Altı Kuralı

Koçun Geri Bildirim Kılavuzu

Veriye Dayalı Geri Bildirim

Ortak Aklı Önemsiyoruz

Geri Bildirim Alma Yönündeki Engeller

Geri Bildirim Döngüsü

Hayatımızda Geri Bildirimler

Perakende Sektöründe Anlık Geri Bildirim Vermek

Akademik Kurumlar ve Geri Bildirim

Öğretmen Gelişimi ve Geri Bildirim

Geri Bildiriminiz Hediyeniz Olsun

İşletmenin Nabzı Geri Bildirimde Atar

Müşteri Geri Bildirimini Değerlendirmek

Tüm Sayılar

 

Dergi Seçimi

Tüm Sayıları Göster

En Çok Okunan Makaleler

1 Farklı Kültürlerde Görgü Kuralları
2 Düzenli İş Hayatı İçin Protokol Kuralları
3 İş Yaşamında Dış Görünüş ve Temsilin Önemi
4 İletişim ve Benlik Kavramı
5 Toplantı Görgü Kuralları
6 İş Çatışması Yüceltir
7 Ik’nın Görgü Kuralları Kazanılmasındaki Rolü
8 İş Yemeği ve Yemek Yeme Görgü Kuralları
9 Kurumsal Akademilerin Kuruluşu, Eğitsel Yapısı ve Geleceği
10 Hayvanlar Aleminde Ekip Çalışması
Geri Bildirim Alma Yönündeki Engeller 

Makale Robert Nash Psikolog, Aston Üniversitesi - Naomi Winstone Psikolog, Surrey Üniversitesi | Çeviri: Tanju Kişmir Baltaş Grubu, Ar-Ge Birimi

Hepimiz öyle ya da böyle başarı güdüsüyle hareket ederiz; daha hızlı koşmak, daha yaratıcı olmak, daha fazla ödül kazanmak, daha fazla hastalığa çare bulmak, daha fazla para kazanmak isteriz. Ancak gerçek şudur: Eğer karşınızdakinin potansiyelini performansa çevirmesi için; tarafsız, gelişim alanlarını açıkça ortaya koyacak bir geri bildirim verecekseniz, birçok kişi söylediklerinizi duymazlıktan gelecektir.

Bu durumdan kısmen kırılgan egolarımız suçlanabilir. Çoğumuz kendimizle ilgili beklentilerimizi karşılamak için çalışırız. Bu nedenle de durumlar karşısında eleştirel bir tavır sergileriz. Aslında sadece eleştirel olma olasılığı dahi, çoğunluk tarafından kişiliklerimize bir tehdit olarak algılanır. Araştırmalar insanların olumsuz geri bildirimler karşısında bu durumu düzeltmek yerine, haklı çıkmak için savunmaya geçtiklerini göstermektedir. Bir refleks haline dönüşen bu savunmacı davranışlar, bir taraftan kendimizi daha iyi hissetmemize yol açarken, diğer taraftan da gelişimimizi engeller.

Cehalet mutluluk mudur?

Birçok insan sadece kendilerini destekleyen taraftarlardan ve iyi oldukları konular üzerinde geri bildirim almak ister. Yine bu insanların çoğu karşılaştıkları olumsuz geri bildirimden de geri bildirimi duymayarak kaçmayı tercih edeler. Biz bu “parmaklar kulakta” tekniğini hayatımızın birçok alanında gözlemleriz. Örneğin halk sağlığı dünyasında, insanların kilo vermek, sigarayı bırakmak veya diğer sağlık konularında tavsiyeleri duymamak için aile hekimlerine gitmemeyi tercih ettiklerini görürüz.

İnsanların gelişimi yönünde büyük engel oluşturan bu kaçma eğiliminin araştırıldığı bir çalışmada, öğrencilere gerçekte olmayan “TAA Yetersizliği” diye adlandırılan ciddi bir rahatsızlık üzerine eğitici bir film izletilir. Öğrencilerle bu rahatsızlığı geçirme risklerini değerlendirilen bir testten bahsedilir ve iki gruba ayrılır. Birinci gruba, bu hastalığa yakalanan kişilerin, iki hafta süreyle ilaç tedavisi görecekleri söylenir. İkinci gruba ise bu hastalığa yakalanacak kişilerin tüm hayatları boyunca ilaç tedavisi görecekleri söylenir. Bilgilendirme sonrasında da her iki gruba testi uygulamak isteyip istemedikleri sorulur. Testi yaptırma oranlarına bakıldığında birinci grubun %52 si testi yaptırmayı kabul ederken, ikinci grubun sadece %21’i testi yaptırmayı kabul eder.

Sağlık hizmeti dışındaki araştırmalarla da ortak özelliğe sahip olan bu bulgular, insanların özellikle zorlanacakları veya hoşlarına gitmeyen bir şey yapmak durumunda kalacaklarına inandıklarında, geri bildirime dirençli olduklarını göstermektedir.

Ben değil, sen…

Cehalet mutluluk olmasına rağmen, kritik geri bildirimin tamamını engellemek veya görmezden gelmek mümkün değildir. Bu durumda, karşılaştığımız birçok olayda ego yaralanmasına karşı farklı yollar bulmaya ihtiyaç duyarız. İşe yarayan bir diğer kendini kandırma yöntemlerinden birisi de yanlış yönlenmektir: Yani dikkatimizi kusurlarımızdan çekerek uzağa odaklamak.

Örneğin, bazı kişiler herhangi bir şeyi diğerlerine göre daha kötü yaptığını duyduğunda, kendi eksiklerinden uzaklaşır diğer insanların eksiklerine odaklanır. Şüphesiz, kendi beğendiğimiz özelliklerimizi ve rakiplerimizin eksiklerini abartmak olağandışı bir durum değildir. Ancak araştırmalar rakiplerimizin bize üstünlük sağladıklarını duyduğumuzda, bu abartmayı çok daha ileriye taşıdığımızı göstermektedir. Bu noktadan bakıldığında ciddi bir eleştirmen aramızdan birisine araştırma kağıdının “daha fazla çabe ile daha iyi olacağı” açıklamasını yaptığında, eleştirmenin zayıf imlasını vurgulamak çok çekici bir hal alır ve kritiği yapan bu kişinin yetersiz olduğuna ikna olunur. “Heceleme bile yapamayan birinin değerlendirmesine kim güven duyabilir?” Şüphesiz bu şekilde reaksiyon vermek, bize yazılı ödevimizi iyileştirme konusunda yardımcı olmaz, ancak kesinlikle işimiz fazlasıyla kolaylaşır ve eleştiriye duyulan acıyı dondurur.

Geri bildirim veren kişiyi kötülemek her zaman yeterli olmaz, daha da ileriye giderek kendi başarısızlıklarımızın suçunu diğerlerine atabiliriz. Aslında, geri bildirim verenleri suçlama yöntemimiz bazen kendimizde en hoşa gitmeyen önyargımızı gözler önüne serebilir. Kanada da bulunan Waterloo Üniversitesi tarafından yürütülen bir çalışmada öğrenciler çeşitli kurslarda almış oldukları notları bildirir ve daha sonra onlara bu notları veren öğretmenlerin kalitesini sınıflandırırlar. Sonuçlar zayıf performans gösteren öğrencilerin öğretmenlerini suçlayarak itibar kayıplarını en az seviyeye indirme eğiliminde olduklarını ortaya koyar, notları ne kadar düşük ise, öğrenmeyi o kadar fazla düşük kaliteli olarak değerlendirirler.

Duygusal zırh

Geri bildirim karşısında bu savunmacı yaklaşımlar kaçınılmaz mıdır yoksa biz onları engelleyebilir miyiz? Şüphesiz eğer savunmacı olmayıp geri bildirimi alabilirsek, hedeflerimize ulaşmak için iyi bir donanıma sahip oluruz. Çünkü geri bildirim gelişimimiz sağlayan en önemli araçların başında gelir.

Hedeflerimize ulaşmakta başarısız olmak bize kendimizi kötü hissettirir. Ancak verilen geri bildirim hedeflerimize ulaşmamızda bize destek olsa bile aynı olumsuz duyguyu yaşatabilir. Eğer olumlu ya da olumsuz geri bildirimin bizim öz saygımızı zedelemesinden bu kadar çok korkuyorsak belki de kendimizi neden böyle düşündüğümüz konusunda sorgulamamız gerekir. Araştırmalar başkalarından geri bildirim alma arayışına yönelmede, öz saygıları yüksek olan insanların, kendine daha az güvenen meslektaşlarına kıyasla genellikle daha iyi olduklarını gösterir.

Olumsuz geri bildirimi almaya daha açık olmak istiyorsak, önceden duygusal zırh giymekte fayda vardır. Bu zırh, gelecek olan bilginin iyi ya da kötü olmasına aldırmadan olumlu öz saygımızın zarar görmeyeceğinden emin olmamızı sağlar. Aslında, belki de problemin bir başka yönü de, daha en başından geri bildirimi istemediğimize kendimizi inandırmamızdır. İkna etmek üzerine yürütülen psikolojik çalışmalar, eğer insanlar sıkıcı bir görevi yapmayı kendileri seçmiş ise, kolaylıkla kendilerini kandırarak bu sıkıcı görevden zevk aldıklarını düşünebildiklerini ortaya koymaktadır. Bu duruma benzer bir şey geri bildirimde işe yarar mı? Bir öneriyi seçeriz, “o” öneriyi sadece kendimiz seçtiğimiz için kabul ettiğimize kendimizi ikna edebilir miyiz?

Katılımcıların çeşitli tarihi olayların ne zaman meydana geldikleri ile ilgili tahmin yürüttükleri bir araştırma bu fikri desteklemektedir. Araştırma da katılımcılara ne kadar çok soruya doğru cevap verirlerse o kadar çok para kazanacakları söylenir. Her bir katılımcı, aynı soruları diğer insanların vermiş oldukları cevaplarla ilgili geri bildirim aldıktan sonra ikinci kez cevaplar. Bazen bu geri bildirim ücretsiz verilir, bazen de kazandıkları paradan küçük bir komisyon alınarak verilir. Her zamanki gibi, insanlar yüksek ücretli öneriye nazaran ücret ödemedikleri öneriyi kabul etme eğilimi gösterir. Ancak araştırma katılımcıların ödeme yapmış oldukları geri bildirimi, daha fazla kabul etme eğilimi olduğunu göstermektedir.

Hangi akılcı önlemi alırsak alalım, yine de, geri bildirimin yarattığı olumsuz duyguyla başa çıkmak her zaman güç olacaktır. Ancak unutmamak gerekir ki “benden başka herkes yanlış yolda” düşüncesine karşı direnç kazanmak ve gelişimimiz yönündeki engelleri kaldırmak için geri bildirime açık olmak gerekir. Ancak geri bildirimlerle kendi ayak bağlarımızdan kurtulabiliriz.


 

Ana Sayfa  | Son Sayı  | Arama  | Künye  | İletişim  | Yasal Uyarı

© Tüm hakları www.Baltas-Baltas.com'a aittir.